Güller hakkında bilgi

Yazan: admin 18 September 2009  
Kategori: Yazgülü

gulresmi

Bu gün sizlere güller hakkında bazı bilgiler aktarmak istiyoruz. İnternetten çeşitli sayfaları gezerek güller hakkında edindiğimiz bilgileri bir araya getirirsek sanırım güller hakkında az da olsa bir bilgi edinmiş olacağız.

Yeryüzünde yaklaşık 4 milyon tür gül bulunmaktadır. Bu güller boy koku biçim ve renk açısından birbirileriyle gösterdikler farklılıklara göre kategorize edilmiştir.

Güzel kokmaları ve cezbedici renklere sahip olmaları ilk bakışta onları birer süs bitkisi olarak anımsamamıza sebep olsa da onların o güzel kokusundaki yağdan yapılan parfümleri de unutmamak gerekir. Bir diğer unutmamamız gereken kullanım alınıda gıda sektörüdür. Güllerden reçel, tatli, şurup ve likör gibi damaklara hitap eden ürünler de üretiliyor.

Güller görünümleri açısından farklılık gösteren yassi güller, kadeh gülleri, gelişi güzel güller, yuvarlak güller kat kat ve bölmeli güller olmak üzere alti farklı bölümde toplanırlar.

Güller hakkında biraz daha detaya girecek olursak Latincesi Rosa Damascenea olduğunu ve ülkemizde Isparta ve burdur çevresinde yoğun bir şekilde yetiştirildiğini ekonomik anlamda da büyük bir getirisi olan kar payı yüksek bir kültür bitkisi olduğunu da söyleyebiliriz.

Gözümüze bu kadar güzel görünen güller aynı zamanda insanlığın hizmetine verilmiş birer ilaçtır da. Eczacılıkta hem ilaç yapımında hem de ilaçları biraz daha hazmedilebilir kılmak için (en azından koku bazında) kullanılmaktadır. Yemeklere lezzet verdiği de hamarat ellerce sıklıkla dile getirilir.

Güller hakkındaki yazı dizimize ilerleye günlerde devam edeceğiz şimdilik bu kadar. Okuduğunuz için teşekürler.

Balık Yemenin Faydaları

Yazan: admin 07 September 2009  
Kategori: Sağlık

Balık avı yasağı geçen hafta kalktı. Balığın bollaşacağı bu ayın ramazan olması bence çok iyi oldu. Genelde ramazan sofralarında kırmızı et tüketimi artar, tavuk ve özellikle de balık akla daha az gelir. Ancak balığın ucuzlaması ve daha fazla ortada olması bu yıl ramazan sofralarında daha fazla balık yenmesine sebep olur umarım. Bu yıl çok miktarda palamut, istavrit ve hamsi beklentisi varmış. Buğulama, ızgara, fırın daha nadir de olsa tava yöntemi kullanarak birçok farklı lezzet yaratılabiliyor balıkla. Özellikle hamsinin çok popüler ve lezzetli pişirme şekilleri var, hamsi kuşu, hamsili pilav benim favorilerim. Mısır unuyla az yağda pişirmek veya buğulamanın da lezzetine diyecek yok tabi ki. Hatta böreğini de denemiştim daha önce ama bakalım bu yıl yemek yazarları yeni tarifler ekleyecekler mi?
Balık beslenme yönünden çok değerli özellikle protein açısından zengin, bunun yanı sıra vitamin ve mineral açısından da çok iyi özellik gösterir. Büyüme dönemindeki çocuklar, hamileler, ileriki yaşlardakiler için özellikle hafızayı güçlendiren ve kendini iyi hissettiren omega-3 içeriği önemlidir.
Balıkların vitamin  mineral içeriği iyidir:
B grubu vitaminlerinden tiamin (B1), riboflavin (B2), niasin (B3) ,B6 vitamini (pridoksin) ve B12 vitamininin, ve yağda eriyen vitaminlerden A ve D vitaminlerinin iyi kaynakları olarak kabul edilirler. 100 gram balık (ortalama) tüketimi özellikle A vitamini (retinol) gereksiniminin yüzde 10- 15’ini karşılar. Balık mineral içeriği ile de zengin bir besindir. Balık ve diğer deniz ürünlerinde iyot, selenyum, fosfor gibi önemli mineraller bulunur. Balıkta en az bulunan vitamin ise C vitaminidir. Balık yanında yenilecek bol limonlu bir yeşil salata bu açığı da lezzetli şekilde kapatan çok iyi bir seçimdir.
Son yıllarda balık  tüketimi de azalıyor
Son 20 yılda yapılan birçok çalışmada özellikle kirli deniz ve göllerden tutulan balıklarda civa gibi sağlığa zararlı bazı kimyasalların bulunması birçok kişiyi balık yemekten vazgeçirebiliyor. Oysa en az haftada iki kez tüketilmesi ve balıktan alınacak omega-3 yağ asidinin sağlığı koruyucu etkisi oldukça önemli.
Haftada en az iki kez balık tüketilmesinin sağlığı koruyucu etkilerinden bahsetmek mümkün. Çünkü balıktan alınacak omega 3 yağ asidinin sağlığı koruyucu birçok etkisi var. Omega 3 vücut tarafından yapılamayan ve dışarıdan yiyeceklerle alınması gereken bir doymamış yağ asidi ve alımını sağlayabilmek için aslında birçok kaynaktan bahsedilebilir ama en iyi kaynağın balık olduğu bilinmektedir.
Yapılan bazı araştırmalar, balık yemenin kalp hastalıklarından ölüm riskini yüzde 36 oranında azaltabildiğini ortaya koyuyor, ancak bazı sulardaki kirlilik ve balığın avlandıktan sonra geçirdiği aşamaların sağlığı tehdit edebilecek düzeyde olduğu da unutulmamalı ve bu konuda mutlaka tedbirler alınmalı.

Proteinden zengin
Balıklar protein içeriği zengin besinler oldukları için et grubu besinler arasında yer alırlar, hayvansal protein kaynağı olmalarına rağmen diğer hayvan etlerinden önemli farklılıklara sahiptirler. Bileşimleri genel olarak sığır, koyun, domuz etleri gibi kırmızı etlere ve kümes hayvanlarının etlerine benzer olmakla beraber; yağ, bazı mineral ve vitamin içerikleri açısından farklılık gösterir.

NEDEN BALIK YEMELİ?
-Zekâ gelişiminde balığın özellikle çocuklarda zekayı geliştirici özelliği vurgulanmak-tadır. Bu beyindeki yağın ana bileşiminin Omega 3 yağ asitleri içeren DHA (Docosa Haxaenoic Acid)  olmasındandır.
-Hamilelik sırasında, bebek Omega 3 yağ asitlerini anneden alır. Bu nedenle hamilelik sürecindeki annenin balık tüketmesi gereklidir..
- Balık eti, kırmızı ete oranla daha az yağlıdır ve bazı özel yağ asitleri içerir. EPA ve DHA yağ asitleri kan pıhtı oluşumunu engelleyerek, atardamarın tıkanmasını önler, bu da kalp krizi ve felç riskini azaltır, tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. İyi kolesterolün (HDL kolesterol) kötü kolesterole (LDL kolesterol) oranını artırarak kardiyovasküler sistem için çok  faydalı olur.

Susuzluk kabızlığı artırıyor!

Yazan: admin 07 September 2009  
Kategori: Sağlık

Ramazan ayında az sıvı alımının birçok saÄŸlık probleminin yanı sıra özellikle sindirim ve boÅŸaltım sisteminde sorunlara neden olduÄŸu bildirildi. Türk Gastroentroloji DerneÄŸi Bursa Åžube BaÅŸkanı Prof. Dr. Faruk Memik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insan vücudunun yüzde 70’inin sudan ibaret olduÄŸunu anımsatarak, bu nedenle suyun insanlar için hayati önem taşıdığını söyledi. İnsanın yemek yemeden, bitkin de olsa 25-30 güne kadar açlığa dayanabildiÄŸini, ancak susuz sadece 4-6 gün hayatta kalabildiÄŸini ifade eden Memik, insan vücudunun susuz olarak normal çalışmasının mümkün olmadığını bildirdi. Kalp, dolaşım ve sindirim sisteminin susuz olarak normal çalışmasının mümkün olmayacağını dile getiren Memik, ÅŸunları kaydetti: “Mide günde 2 bin santimetreküp salgı üretirken tükürük bezi, ince bağırsaklar, pankreas gibi organların her biri bin 500 ve karaciÄŸer de (safra olarak) 500 santimetreküp salgıyı sindirim sistemimize boÅŸaltır. Bu yüksek miktardaki sıvı miktarı bir yandan salgılanırken, diÄŸer yandan tekrar emilip sisteme karışır ve bir kısmı da dışkı ve idrar ile atılır. Bu mükemmel çalışma sayesinde de insan saÄŸlığı dengede tutulabilir.” Prof. Dr. Memik, ramazanda bol su içilmesinin önemine deÄŸinerek, şöyle devam etti: “İçinde bulunduÄŸumuz ramazan ayında, oruç nedeniyle su dengesinin bozulması kaçınılmazdır. Özellikle sıcak havalarda, ağır iÅŸlerde ter kaybeden kiÅŸiler susuz kalmamaya çok dikkat etmelidir. Günlük olarak idrarla bin 500, bağırsaklarla 200 akciÄŸerlerle de 300 mililitre kadar su kaybederiz. Normalde içmemiz gereken 2 litre suyu, ramazanda daha da artırmak ve 12 bardaÄŸa çıkarmak gerekir.” İftarda baÅŸlayarak sık aralıklarla su ve sulu yiyecekler, ayran ve komposto gibi yiyeceklerin tüketilmesinin faydalı olduÄŸunu anlatan Prof. Dr. Memik, kahve, çay, kola gibi içeceklerden uzak durulmasını istedi. -RAMAZANDA KABIZLIK ÖNEMLİ SORUN- Prof. Dr. Memik, oruç tutarken ortaya çıkan önemli sorunlardan birinin de kabızlık olduÄŸuna dikkati çekerek, ÅŸunları kaydetti: “Ramazanda, vücut sıvı dönüşümü bozulduÄŸundan kabızlık sorunu sık görülür ve birçok insanı hekimin önüne kadar taşır. Hastanelere kabızlık sorunuyla baÅŸvurularda artış olur. Kabızlığa baÄŸlı olarak hemoroid (basur) ÅŸikayeti olanlarda, ramazanda kanamalar baÅŸlayabilir ya da ÅŸiddetli karın aÄŸrıları ile oruçlarını bozmak zorunda kalabilirler. Burada çare ilaçlar deÄŸil, yenilen gıdaların düzenlenmesi ve yeterli su içilmesidir. Tuzlu ve ağır, kızartmalı yemekler, sucuk, salam sosis gibi tuz içerikli besinlerin yerine, sebze ve meyveden zengin, sulu yemekler seçilmelidir. YoÄŸurt ve ayran bol alınmalıdır. Et yemekleri kızartma yerine haÅŸlanmış veya fırınlanmış ÅŸekilde tüketilmelidir. Daha çok sütlü tatlılar seçilmelidir.” Ramazanda sık karşılaşılan sorunlardan birinin de daha önce gastrit veya ülseri olan hastanın oruç sırasında karşılaÅŸtığı ÅŸiddetli mide krampları, bulantı, kusma ve kanamalar olduÄŸunu dile getiren Memik, uzun süren açlık döneminde mide asidinin çok artmasının, bu hastalarda ciddi problemler doÄŸurabildiÄŸini belirtti. Memik, uzun süren açlıkta, safra kesesinde safranın koyulaÅŸarak çamurlaÅŸması ve taÅŸa dönüşmesinin de gözden kaçırılmaması gerektiÄŸini kaydederek, “Muayyen bir sindirim problemi olan hastaların mutlaka önce hekimlerine danışarak oruca baÅŸlamaları ve önemli bir ÅŸikayette yine tıbbi kontrole baÅŸvurmaları gerekir” dedi.